|

AIDS ve lösemi'de yeni umut

Berlin Üniversitesi Tıp Fakültesinde ABD’li bir AIDS hastasının lösemi tedavisi sırasında yapılan kök hücre nakliyle her iki hastalığı birden yenmesi tıp dünyasında ilgi gördü. Uygulanan yönteme temkinli yaklaşan uzmanlar, ”Kesin bir şey söylemek için henüz erken” görüşünde birleşti.

Ankara- Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı öğretim üyesi ve Sağlık Bakanlığı Kemik İliği ve Kök Hücre Nakli Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Osman İlhan, AIDS hastalığının, HIV adı verilen virüsün, vücudun bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan lenfosit hücrelerinin içine girmesi sonucu, kişinin bağışıklık sisteminin işlevsiz hale gelmesiyle ortaya çıktığını anlattı.

Lenfositin içine giren HIV virüsünün kişinin bağışıklık sistemini çökerttiğini, kişinin HIV virüsünden değil, bağışıklık sisteminin işlevsiz hale gelmesinden dolayı hastalandığını ifade eden İlhan, son yıllarda AIDS’in ortadan kaldırılması için HIV’in lenfosite girmesinin engellenmesine yönelik tedaviler üzerinde çalışıldığını belirtti.

Lenfosit hücrelerinin çok farklı tipleri bulunduğunu, ”CD4” denilen lenfositin alt tipinin, bağışıklık sisteminin vücudu mikrop ve kanserlerden koruyan temel hücresi olduğunu kaydeden İlhan, HIV’in bu hücreyi hedef alarak içinde çoğaldığını söyledi.

Bazı kişilerde HIV’in bu hücrenin içine girerek çoğalmasını engelleyen direnç bulunduğu için, virüs taşıyıcısı olmalarına rağmen AIDS hastalığı gelişmediğini ifade eden İlhan, direnç bulunmayanların ise hastalandığını belirtti.

İlhan, şu bilgileri aktardı:

”Berlin Üniversitesi’nde kardeşinden kök hücre nakli yapılan hastanın, tesadüf sonucu hem lösemiyi hem de AIDS’i yendiği saptanmış. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu; hastaya kardeşinden nakledilen kök hücre hem yüzde yüz uyumlu, hem de HIV’in lenfosite girmesini engelleyen mekanizmaya sahip. Biz Türkiye’de benzer bir tedaviyi Hepatit-B’li hastalar için uyguladık ve başarılı olduk. Önceleri Hapatit-B’li lösemi hastalarına kök hücre nakli yapmaktan kaçınıyorduk. Ancak, daha sonraları nakil yaptığımız bazı hastaların lösemileri tedavi edilmekle birlikte Hepatit-B hastalığının da kalmadığını fark ettik. Bunun, yapılan kök hücre nakliyle virüsün hücreye girmesini engelleyen mekanizmanın gelişmesi sayesinde olduğunu saptadık. Uyguladığımız yöntem uluslararası tıp dergilerinde de yayınlandı ve büyük ilgi gördü.”

Artık Hepatit-B’li hastalara kök hücre nakil yaparken vericinin antikorlarına baktıklarını, antikor yoksa aşı uyguladıktan sonra kemik iliği aldıklarını kaydeden İlhan, ”Uygulama sırasında hastanın eski hücreleri yok edildiği için daha önce virüs bulaşan lenfositler de yok ediliyor. Dirençli lenfosit verilince de nakil yapılan kişi taşıyıcı oluyor ama hastalanmıyor. AIDS için de aynı şöy söz konusu. Hasta HIV taşıyor ama AIDS hastalığına yakalanmıyor” şeklinde konuştu.

İlhan, Almanya’daki olayda kök hücre naklinde yüzde yüz doku uyumunun söz konusu olduğunu, ayrıca bu nakil sayesinde nakil yapılan sağlıklı kişiden hastaya bir anlamda virüsün hücreye girmesini engelleyen mekanizmanın da nakledilmiş olduğunu belirterek, ”Nakil yapılırken CD4 lenfositlerinin HIV’e karşı dirençli olup olmadığına bakılması şart” dedi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Enfeksiyon Hastalıkları Ünitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal da kök hücre naklinin AIDS’in tedavisinde umut olarak gösterilemeyeceğini söyledi.

Her AIDS hastasına kemik iliği nakli yapılmasının mümkün olamayacağını vurgulayan Ünal, ”Kan hastaları için bile verici bulmakta bu kadar güçlük çekilirken AIDS hastaları için hem yüzde yüz uyumlu hem de direnç geliştirebilecek doku bulmak çok zor. Eğer herkeste bu direnç bulunsaydı zaten hiç kimse AIDS hastası olmazdı” dedi.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık da kök hücre naklinin artık bir çok hastalığın tedavisinde umut ışığı olarak görüldüğünü, ancak AIDS hastalığının tedavisinde bu yöntemin uygun olup olmadığını söylemek için erken olduğunu bildirdi.

Kök hücre naklinin sadece AIDS için değil, Hepatit-B gibi diğer enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde de söz konusu olabileceğini ifade eden Balık, ”Bu konuda 1-2 vakaya bakarak karar verilemez. Daha çok vaka üzerinde ve ileri çalışmalara ihtiyaç var. İlk başlarda çok olumlu görülen bazı çalışmalar ileriki safhalarda sonuçsuz kalabiliyor” görüşünü dile getirdi.

A.A

Kaynak : CUMHURİYET PORTAL

Kısa URL: http://aksaglik.com/?p=19381

Yazar . Ara 23 2010. Kategori Genel, Güncel Haberler. Bu yazıya eklenen yorumları RSS beslemesi üzerinden takit edebilirsiniz RSS 2.0. Yorum yazabilir veya geri izlemede bulunabilirsiniz.

Yorum Yazın

En Son Yorumlananlar

  • Kerem: Çok açıklayıcı ve güzel yazılmış. Tebrikler.
  • Kübra Toptan: Merhaba. Her eczanede bulabileceğinizi düşünüyorum. Kesinlikle doğru bir tercih yapıyorsunuz. İyi...
  • muharrem Alkııç: iyi günler bebeğimiz için gaz merhemi ( wındsalbe ) kullanmak ( almak ) istiyorum bu ürünü nasıl...
  • burhan: Çok güzel bilgiler var sitenizde.Sitenizin önü açık 3 ay sonra çok iyi yerlere gelirsiniz bence…
  • osman nihat özcan: sitenizi tavsiye edeceğim, saygılar,