Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Hınç Yılmaz, mesleki kanserlerin, tüm kanserlerin yüzde 6-10’unu oluşturduğunu, yılda 9-15 bin mesleki kanser görülmesine karşın işyeri hekimlerinin bildirimde bulunmadığını söyledi.

Antalya – 4. Prevantif Onkoloji Sempozyumu Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek’teki Papillon Zeugma Otel’de devam ediyor. Yarın sona erecek kongrede kanserden korunmada güncel gelişmeler ele alınıyor.

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilgün Güvener Demirağ, Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Onkoloji Enstitüsü Prevantif Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik ve Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Hınç Yılmaz basın toplantısı düzenleyerek kongre ve kanserden korunmayla ilgili bilgi verdi.

Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Hınç Yılmaz, mesleki hastalıkların tıp müfredatında yer almadığını ifade ederek, ”Meslek hastalığı görülme sıklığı her yıl bin işçide 4-12’dir. 10 milyon çalışanı olan ülkemizde beklenen rakam 40-120 bin olması gerekirken, bildirilen meslek hastalığı sayısı 539’dur” dedi.

Türkiye’de yıllık yeni kanser tanısı alan hasta sayısının 150 bin olduğuna işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:

”Mesleki kanserler tüm kanserlerin yüzde 6-10’u olduğuna göre yılda 9-15 bin mesleki kanser görülmelidir. Ülkemizde bildirilen mesleki kanser yoktur. Oysaki ülkemizde çeşitli sektörlerde çalışan bir çok işçi kanserojen olarak sınıflanan maddelere maruz kalmaktadır. Meslek hastalığında etkenleri ortadan kaldırırsanız kişiyi kurtarırsınız.”

Yılmaz, mobilyacılarda çalışan işçilerin, kaynak işçilerinin, gemi sökümü ve inşaat, ayakkabı boyası, pil, kömür, maden işlerinde çalışan kişilerin kanser olma riski altında olduğunu belirtti.

Baz istasyonu riskli değil

Prof. Dr. İsmail Çelik de, baz istasyonları ile kanser arasında bir ilişki olmadığını belirterek, baz istasyonunu bulamayan cep telefonunun daha fazla enerji harcayarak dalga yaydığını, dolayısıyla baz istasyonu kurulumuna tepki gösterilmesinin anlamsız olduğunu kaydetti.

Çelik, havalanlarındaki x-ray kontrol cihazlarından 0.002 mrem, nükleer santralin 70 kilometre yakınından 0.01 mrem, termik santralin 70 kilometre yakınından nükleer santralin 3 katı radyasyon alındığına dikkat çeken Çelik, ”Kalp anjiyografisi 900 mrem, sigara içiyorsanız vücuda senelik bin mrem radyasyon alıyorsunuz. X-raydan korkmam, mamografiden korkmam ama radyasyon almamak için sigarayı bırakırım. Bu değerleri bilmeden ‘tomografi kötü, şu kötü, bu kötü’ gibi değerlendirme yapmak yanlış” diye konuştu.

Dünyadaki en büyük halk sağlığı programı

Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü sigara bırakma tedavisi destek programı hakkında da bilgi veren Çelik, ”Bakanlık önemli bir adımla sigara kliniklerine başvuran insanlara ücretsiz destek verme ve ücretsiz ilaç sözü verdi. Proje 15 Aralıkta yürürlüğe girecek” dedi.

Projenin pilot il olan Ankara ayağında 2 ayda 936 kişiye destek sağladıklarını bildiren

Çelik, şu andaki başarılarının dörtte üçe yakın olduğunu ifade etti.

Proje ile 300-350 bin kişiye sigara bırakmaları için ücretsiz ilaç sağlanacağını belirten Çelik, ”Dünyadaki en büyük halk sağlığı programı. Şarlatanların, sigara bırakma tedavisi veren merkezlerin yaptığı uygulamaların sonunu getireceğiz. Onlar burada gerçekten batacaklar. Hem işe yaramıyor hem de para alıyorlardı” değerlendirmesinde bulundu.

Bitkisel karışımlara dikkat

Prof. Dr. Çelik, kanser tedavisini bitkisel karışımlarla sekteye uğratanların olduğuna da değinerek, ”Kanser tedavisi esnasında içinde ne olduğunu bilmediğiniz bitkisel ürünleri alırken 3 kere düşünün. Bu ürünlerin saflığı ve temizliği konusunda ciddi şüphelerim var. Kanser hastaları enfeksiyona eğilimli oluyorlar. Hangi kurum iddia edebilir açıkta satılan, nasıl toplandığı belli olmayan karışımların hijyenik olduğunu? Bu suç duyurusudur, kanser hastalarına steril olmayan ve onu enfeksiyona itebilecek bir ürünü kullandırmak hukuken ve tıbben suçtur. Bu maddeleri kullanan insanlarda kemoterapinin etkisi azalıyor” dedi.

Prof. Dr. Nilgün Güvener Demirağ ise, son yıllarda diyabetik hastalarda kanser riskinin arttığına ilişkin veriler olduğunu belirterek, kilo kontrolü, sağlıklı beslenme ile egzersizin, kanseri ve diyabeti önlemede en etkin, en ucuz yöntem olduğunu kaydetti.

A.A

Kaynak : CUMHURİYET PORTAL

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here