Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, meme kanserinin yüzde 24,7 ile kadınlarda en sık görülen kanser olduğunu söyledi.

Kocaeli- Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkalığı ev Kocaeli Üniversitesi ortaklığıyla Emexotel’de düzenlenen 5.Ulusal Meme Hastalıkları Eğitim Kursu Programı’nda konuşan Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, meme kanserinin dünyada farklı ülkelerde farklı hızlarda yayıldığını belirtti.

Amerika’da meme kanserinin yayılmasının yüksek olduğunu buna karşılık Mozambik’te ise daha düşük olduğunu ifade eden Tuncer, buna karşın meme kanserinin yayılmasını ülkelerin gelişmişliğine bağlayarak açıklamanın olanaklı olmadığını ifade etti.

Türkiye’deki meme kanserinin kadınlarda en çok görülen kanser olduğunu ve bu kanseri deri, mide gibi kanserlerin takip ettiğini kaydeden Tuncer, ”Meme kanseri yüzde 24,7 ile kadınlarımızda en sık görülen kanseridir. Ülkemizde kanser olarak doğuda da batıda da en çok görülen kanser meme kanseridir. Ancak meme kanseri batı illerimizde daha çok görülen bir kanserdir. Doğuda da sindirime bağlı kanserin daha çok olduğu görülüyor. Bunu incelenmesi gereken bir konu olarak görüyoruz” dedi.

Tuncer, 2004 yılından bu yana Kanser Erken Teşhis Tanı Merkezlerinin (KETEM) bir Avrupa Birliği (AB) projesi olarak başladığını, daha sonra Sağlık Bakanlığı’nın kendi imkanları ile yüzden fazla merkez kurduğunu anımsatarak şunları söyledi:

”KETEM’lere büyük görevler düşmekte. KETEM’lerde eğitim görevlileri, tarama görevlileri yer alıyor. Meme kanserinde aşağı yukarı bir yıl içerisinde bir buçuk milyon monografi çekmişiz. Önceki yıllara baktığımız zaman çok ciddi bir artış olduğu gözümüze çarpmaktadır.

Kadınlarda 59-60 yaş arasında iki yılda bir mamografi yapılması gerek. Türkiye’de meme kanserinin erken yaşta başlama yüzdesine baktığımız zaman diğer ülkelere nazaran daha yüksek olduğu görülüyor. Bu konuda neler yapabileceğimizi Sağlık Bakanlığı ve üniversiteler olarak araştırmamız gerek.”

KETEM’lerde çekilen mamografi sayısında artış olduğunu söyleyen Tuncer, ”Kapsamımız son olarak yüzde 20’ye ulaştı bu da çok iyi bir yüzde. Meme kanseri konusundaki araştırmalarımızla çok kısa sürede çok iyi yere geldik. şu anda bunu böyle devam ettirirken standartlarımızı yükseltmek ve devamlılığını sağlamak zorundayız” diye konuştu.

Mamografi cihaz sayılarında Türkiye genelinde de artış olduğuna dikkati çeken Tuncer, ”Bu sene çok sayıda dijital mamografi cihazı aldık. Ama bu sayılar çok önemli değil. Örneğin İngiltere en iyi taramayı yapan ülke buna karşı cihaz sayıları az. Çok etkili bir efektif kullanmak gerekiyor. Avusturya’nın da mamografi merkezi var ama en kötü mamografi yapan ülkeler arasında yer alıyor. Yani sayı çok önemli değil kalite ve efektif de çok önemli. Ülkemizde mamografi sayısınI arttırmamız gerekmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

“‘Düzenli egzersizler koruyucudur”

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kapkaç, meme kanseri riskinin emzirme süresiyle ters orantılı olduğunu söyledi.

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı ve Kocaeli Üniversitesi ortaklığıyla Emexotel’de düzenlenen 5. Ulusal Meme Hastalıkları Eğitim Kursu Programı’nda konuşan Prof. Dr. Murat Kapkaç, bazı doktorların televizyon ekranlarında ”Uzun boylu kadınlarda meme kanseri riski daha fazladır”, ”gece vardiyasında çalışanlarda meme kanseri riski fazladır” dediklerini belirterek, bu söylenenlerin bilimsel tabanı olduğundan kaygı duyduğunu bildirdi.

Kapkaç, şunları kaydetti:

”Düzenli egzersizler koruyucudur. Düzenli alkol alımı, toplum bazlı araştırmalarda sadece ve sadece düşük doz ve her akşam alınan alkolün meme kanserindeki etkisi üzerinde tek kanıt elde edilebilen bu konudur. Yağ tüketiminin alkolle bir ilişkisi yoktur. Kırmızı et ile ilgili çalışmalar yapılıyor. 5 öğünden fazla alanlarda normalden biraz daha fazla risk olduğu söylenebilir. Ancak bu konuda da toplum bazlı çalışmalara gereksinim var. Güncel bir konuya değinecek olursak acaba kalsiyum, D vitaminleri meme kanserinden koruyucu mu sorusuna premenopozal dönemde (adetten kesilmeden önceki dönem) riski artırmış, fakat postmenopozal dönemde (adetten kesilme sonrası dönem) meme kanseri ile bir ilişkisi kurulmamış. Çay ve kahvenin meme kanseri ile bir ilgisi yoktur. Hormonal risk faktörleri konusunda kadın doğum uzmanlarına çok iş düşmektedir. Uzun süreli ve yüksek düzeyde hormonal tedavinin meme kanserinin gelişiminde rol oynadığı yönünde bilgiler var. Erken yaşta, yani doğurganlık çağında doğum yapılmasını tavsiye ediyorum. Tabii sosyal yapı, kariyer buna ne kadar izin veriyorsa. Tamamlanmamış gebelikler meme kanseri riskini artırır. Kadın ne kadar çok emzirir ise meme kanseri olma riski o kadar çok azalır.”

Prof. Kapkaç, ilk doğumun erken yapılmasını önererek şöyle devam etti:

”Hastalarıma en az 6 ay emzirmelerini öneriyorum. Postmenepozal dönemde kilo almamaya özen gösteriniz. Ne yerseniz yiyin, ama kilo almayın, alkol alımını azaltın, düzenli egzersizler yapın ve düzenli mamografik taramalara girin. Yine de şunu akıldan çıkartmamak lazım; mamografinin meme kanserine bağlı ölümleri azalttığı tartışılamaz bir bilgidir. Mamografi ile tespit edilen meme kanserlerinde ölümler yüzde 24-40 arasında daha azdır.”

Her ilçeye KETEM

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkan Yardımcısı Op.Dr. Nejat Özgül, kanser ile ilgili yaptıkları çalışmaları anlatarak, Türkiye’de KETEM sayılarını arttırmak istediklerini, beş yıl içerisinde 280 kemoterapi merkezi kurmayı düşündüklerini belirterek, bu merkezlere sağlanacak techizat konusunda iyi bir konumda olduklarını söyledi.

Türkiye’de 122 KETEM olduğuna dikkati çeken Özgül, gerekirse ilçelere bile KETEM kuracaklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

”KETEM’lerin en önemli fonksiyonunu tarama olarak görmüyoruz. Taramadan önce yapmaları gereken eğitim fonksiyonu var. Türkiye’de şu anda taramalar toplum bazlı olarak başladı. Ama bizim esas sorunumuz toplum bazlı olarak başladığımız bu taramalarda evlere gönderdiğimiz mektuplara cevap verme oranı yüzde 30. Kadınlar hiç bir sorunlarının olmadığını ileri sürerek merkezlere tarama yaptırmaya gelmiyor. Bazı kadınlar da kanser teşhisinin konulmasından korkuyor. Bununla ilgili bir çalışma başlattık. Ankara’da 3 tane KETEM merkezinde kadınların bu mektuplara neden cevap vermediğini araştırıyoruz.”

A.A

Kaynak : CUMHURİYET PORTAL

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here